Türk milleti olarak aslında en sık problem çözme(!) yöntemimiz görmezden gelmek diyebiliriz. Duygularımızla baş etmenin(?) yegane yolu onları bastırmaktan geçiyor. Peki duygularımız gerçekten de baş edilmesi gereken şeyler mi? Neden duygularımızı düşman olarak görüyor ve sürekli onlarla savaş halinde oluyoruz? Peki bu savaşı kazanmamız mümkün mü? Ya da bu savaşın sizce bir kazananı olması mümkün mü?
Neden duygularımızı ifade etmekte bu kadar zorlanıyoruz? Sözgelimi gerçekten çaresiz hissettiğimizde, öfke reaksiyonu göstermek yerine, çaresiz hissediyorum demek neden bu kadar zor? Tabi burada güç olgusu devreye giriyor. Candan Erçetin’in Gamsız Hayat şarkısında dediği gibi; “Çok mu güçsüz duruyorum? / Derdimi paylaşınca. / Çok mu çaresiz dersiniz? / Dertten ağlayınca.”
Bir danışanımız “eskiden güçlü olmayı duyguları bastırmak olarak bilirdim ama şimdi anladım ki asıl güç olan duyguları bastırmadan yaşamakmış.” Bu yazıyı okurken geçirdiğiniz tüm bir haftayı, belki tüm bir ömrü düşünüp duygularınızı bastırdığınız anılarınıza odaklanın. Gerçekten güçlü müsünüz?
Yorum bırakın